ALLAH’IN “VEDÛD” İSMİNİN TECELLİSİ
İnsan, yaratılışı gereği sevmeye ve sevilmeye muhtaçtır. Hayat boyunca peşinden koştuğu birçok şeyin temelinde de bu ihtiyaç vardır. Kalp, gerçek sevgiyi bulamadığında en büyük zenginlikler bile ona huzur veremez. İşte Yüce Allah, kendisini el-Vedûd ismiyle tanıtarak gerçek sevginin kaynağının yalnızca kendisi olduğunu bildirir.
Vedûd; çok seven, kullarını seven, onları sevgisine mazhar kılan ve sevilmeye en layık olan demektir. Allah’ın sevgisi; insanların sevgisi gibi geçici, menfaate bağlı veya karşılık bekleyen bir sevgi değildir. O’nun sevgisi rahmet, mağfiret, şefkat ve kulunu daima hayra yönelten ilahî bir lütuftur.
Bu ismi tanıyan mümin, Rabbine sadece korkuyla değil, sevgiyle de yönelir. İbadetlerini yerine getirilmesi gereken bir görev olarak değil, sevdiği Rabbine yaklaşmanın bir vesilesi olarak görür. Namaz onun için bir buluşma, dua bir gönül sohbeti, Kuran ise Rabbinin kendisine hitabı olur.
Allah sevgisi kalbe yerleştiğinde insanın ahlakı da güzelleşir. Sertlik yerini yumuşaklığa, öfke merhamete, kin affetmeye bırakır. Dil incitmekten, gönül kırmaktan sakınır; güzel söz söylemeyi ve iyilik yapmayı tercih eder. Çünkü bilir ki Allah’ın sevgisini kazanmanın yolu, O’nun kullarına sevgi, merhamet ve iyilikle yaklaşmaktan geçer.
Vedûd isminin en güzel tecellilerinden biri aile hayatında görülür. Yüce Allah şöyle buyurur: “Kendileriyle huzur bulmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza meveddet ve rahmet koyması O’nun ayetlerindendir” (Rûm 21).
Kuran’da geçen meveddet, sıradan bir sevgi değildir. O; sadakati, vefayı, fedakârlığı ve gönülden bağlılığı ifade eden derin bir muhabbettir. Bu sevgi yalnızca mutluluk günlerinde değil, hastalıkta, darlıkta ve hayatın bütün imtihanlarında da devam eder. Eşleri ayakta tutan en büyük güç, Allah’ın kalplere yerleştirdiği bu meveddet ve rahmettir.
İnsan sevgiyi zorla meydana getiremez. Nice insanlar yıllarca birlikte yaşadığı hâlde kalpleri birbirine ısınmazken, Allah dilerse birbirini hiç tanımayan iki gönlü ömür boyu sürecek bir muhabbetle birleştirir. Bu sebeple aile huzurunun gerçek temeli sadece maddî imkânlar değil, Allah’ın ihsan ettiği sevgi, rahmet ve berekettir.
Meveddetin hâkim olduğu bir ailede eşler birbirlerini değiştirmeye değil, anlamaya çalışırlar. Kusurları büyütmek yerine güzellikleri görür, kırıcı sözler yerine gönül alan ifadeler kullanırlar. Sevgi; sabırda, fedakârlıkta, vefada ve merhamette hayat bulur. İlk heyecan zamanla azalabilir; fakat meveddet olgunlaşarak dostluğa, güvene ve sarsılmaz bir bağlılığa dönüşür.
Vedûd ismi sadece aile hayatına değil, toplum hayatına da yansır. İnsanlar birbirlerini Allah için sevmeyi öğrendiklerinde kin, haset ve bencillik zayıflar; yardımlaşma artar, kardeşlik güçlenir ve paylaşmanın bereketi çoğalır. Sevginin hâkim olduğu toplumlarda huzur ve güven de kök salar.
Vedûd ismi, günaha düşen kul için de büyük bir ümit kapısıdır. İnsan hata edebilir; fakat samimiyetle tövbe edip Rabbine yöneldiğinde O’nun affına ve sevgisine yeniden kavuşabileceğini bilir. Bu umut, insanı karamsarlıktan kurtarır; yeniden doğrulmaya ve sâlih amellerle yeni bir başlangıç yapmaya teşvik eder.
Allah’ın sevgisini arzulayan kimse, O’nun sevgisine layık olmaya da gayret etmelidir. Doğruluk, emanete riayet, kul hakkından sakınmak, merhamet, cömertlik ve güzel ahlak; Vedûd isminin kuldaki en güzel yansımalarıdır. Allah’ı seven kimse, O’nun razı olduğu bir hayat yaşamaya çalışır; Allah’ın sevdiği kimse ise, bu sevgiyi bütün mahlûkata güzel davranışlarıyla gösterir.
Ne mutlu kalbini Allah sevgisiyle doldurabilenlere! Çünkü Vedûd olan Rabbin sevgisini kazanan kimse, dünyanın en büyük servetine kavuşmuştur. Böyle bir kalpte kin yerine merhamet, öfke yerine affetme, ümitsizlik yerine güven, yalnızlık yerine ilahî yakınlık yeşerir. O insan, ailesine huzur, çevresine güven ve topluma umut olur.
Rabbimiz, kalplerimizi Vedûd isminin nuru ile aydınlatsın; bizi seven, sevilen ve sevgisini güzel ahlakıyla yansıtan kullarından eylesin inşallah!
(Yararlanılan Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, TDV Kuran Yolu Tefsiri)
Hazırlayan: Bahtiyar BUDAK-Emekli Edebiyat Öğretmeni

